banner171

banner217

banner170

banner95

25.07.2021, 12:51

FUTURİSTİK DÜŞÜNCELER; DÜNYANIN SAHİBİ TÜRKLER OLACAK

Hepimize güzel keyifli bir gün diliyorum. Bu hafta düşlerimizi zorlayan, füturistik düşüncelerimden; yani bana göre gelecek projeksiyonumdan bahsetmek istedim. Yıllar önce ben çocukken hayal gücü çok yüksek bir çocuk ve genç olmam nedeniyle gelecek nasıl olacak sorusu bana sıkça sorulurdu. Sorulmasa da benim bir fikrim olurdu. Her zaman geleceği merak eden, teknoloji ve yeniliği seven; ilginç bulduğu konu, cihaz ve olayları inceleyen, anlamaya çalışan bir insan oldum. Bugün de önüme ilginç ve özgün bir fikir-obje gelse merakla incelerim.

KARDAN ŞEKER YAPMAYI DÜŞÜNMEK

İlk projem kimya-fizik bilmezden önce 6-7 yaşlarımdayken gökten yağan kardan beyaz rengi ve kristal yapısı nedeniyle şeker üretmekti. Büyüklerim çok eğlenmişti bu fikrimle. Onlara göre kardan şeker olamazdı. Ama benim yaşımda fizik ve kimya bilmeyen bir küçük çocuğun düşlerinin sınırlarını görebilmelerini isterdim aslında.

Yaya geçitleri zeminine hafif elastik bir madde kaplayıp, üstünden geçen yayaların ve araçların ürettiği dalga ile altta küçük tribünler döndürüp o kavşağın ihtiyacı olan elektriği üretmek ikinci özgün fikrimdi sanırım. Daha önce bir yazımda anlattığım hybrit otomobiller ise sonrakiydi.

Lise yıllarında Türkiye de %18 gaz geçirgenli sert kontak lensleri ilk kullanan bireylerden biriyim. Belki de k.maraş ta arkadaşım Bora Babaoğlu ile kontakt lens kullanan ilk kişilerizdir. Göz doktorumun yaptığı bir katarakt operasyonunu izleme şansı olmuş bir birey olarak doktoruma “Bu dıştan taktığımız dereceli lensi gözümüzün içindeki orijinal merceğin yerine yerleştiremez miyiz? Bu sayede gözlük, kontakt lens ve görme kusurlarından kurtulamazmıyız Hocam” diye sormuştum. Bu soruyu sormamın üzerinden 30 yıl geçtikten sonra yani geçen yıl gözümün iç merceğini kusurlarımı düzelten bir trifokal lens ile değiştirdim. Kendi zamanımda anlaşılamadım sanırım …

SONUNDA BÜTÜN OTOMOBİLLER AYNI GÖRÜNÜMDE OLACAK

Örneğin otomobiller için bundan 25 yıl önceki öngörüm; sonunda hepsinin birbirine benzeyeceğiydi. Markaları ne olursa olsun uçakların ve gemilerin birbirine benzemesi gibi kara taşıtları da birbirine benzemeliydi. Çünkü bilimsel olarak karayollarında seyahat eden araçların mantıken rüzgar direnci ve sürtünmeyi en aza indirecek tek bir fiziki şekil olabilirdi. Sürtünme ve rüzgar direnci bilgilerinin eksik olduğu, henüz araçlardan çıkan egsoz gazlarının sera etkisi yaptığının yeterince bilinmediği dönemde üretilen “muscle car” yani heybetli arabalar diye çevirebileceğimiz 1950-1980 arası otomobillerin hepsinin sanatsal incelikler içeren ayrı fiziki/ özgün görüntüye sahip olduğunu görürsünüz. O dönem sürtünme ve verimli enerji kullanımı kaygıları yoktu. Şimdi nasıl; bakıyorsun Fransız, Alman, İtalyan, Japon vs markaları aynı platform üzerine ve dış görünüşü ufak tefek görsel farklarla benzer araçlar üretiyor. Çünkü en verimli, en az enerji harcayan son tahlilde bilime göre tek bir şekil olabilir. Sonunda hepimiz komünist rejimlerde olduğu gibi tek tip araca sahip olacağız bence..

SEYAHAT ŞEKLİMİZDE DEĞİŞECEKTİR

Tabi seyahat şeklimizde değişecektir. Tren, hızlı tren ve arabalı trenler gelişecektir. Örneğin bana göre karayolunun en sağ ya da en sol şeridi tren yolu olarak düzenlenmeli, istediğimde feribota biner gibi aracımla o vagona binmeli istediğim istasyona dek gitmeliyim. Bu zaman, enerji, fiziki yorgunluktan tasarruf sağlarken kazaları ve karbon salınımı da azaltacaktır. Düşünsenize aracınızla bindiniz trene, uyudunuz uyandınız varacağınız yerde dinç, dinlenmiş olarak ulaşmışsınız. Öne yerleştirilmiş jet motoru benzeri suyu vakumlayan bir sistem ile suda hızlı ve konforlu seyahat sunan deniz araçları ile iskenderundan dünyanın heryerine gidebiliriz belki de.

Jeff Bezos, Richard Branson ve Elon Mask gibi girişimciler sivillere uzay yolculuğu başlattılar. Şu an çok pahalı ama hergeçen yıl bugüne dek olan tüm yeni deneyimler gibi zamanla ucuzlayacaktır. Mesela geleneksel uçakla değil de roketle uzaya çıkıp inerek dünya yüzeyinde mesafeleri daha kısa sürede alabileceğiz. Örneğin İstanbul’ dan Amerikaya’ya da Japonya’ya çok daha kısa sürede gidebileceğiz. Ve hatta uzak gezegenlerde bayramda gidip görmek isteyeceğimiz akrabalarımız olacaktır.

GELECEK PROJEKSİYONU GENİŞTİR

Uçan otomobiller, kargo taşıyan zeplin ve dronlar, motoru olmayan kapalı bir sistemde vakumla çalışan kapsül asansörler, güneş enerjili uçaklar, gibi pek çok gelişmeye şahit olmaya devam edeceğiz. Birer jiroskopa sahip olduğu için asla devrilmediğiniz kendi dengesini koruyan hoverboardlarımız da olacak ve her yaştan insanı yollarda bunların üzerinde göreceğiz.

Örneğin kök hücreden çizgili kas yapısında yapay et üretildi. Bu yeni etle hem beslenip hem de bu etten organ ve dokularımızın yedeklerini üretip belki 150-200 yıl belki daha fazla yaşayabileceğiz. Belki meyva ve diğer bitkisel ürünler nüfusa yetmediği için onları ancak tablet formunda günlük ihtiyacımız kadar alacağız.

DÜNYANIN SAHİBİ TÜRKLER VE DİĞER MÜSLÜMANLAR OLACAK

Son olarak bir de şu uzaya ya da başka gezegenlere taşınma fikrini değerlendireyim. Bence biz bu kafa ile gidersek; eğitimi az insanların ferasetine güvenip, hata yapan bazı eğitimliler yüzünden pozitif bilime sırtımızı dönersek, tüm dünyalılar yeni ve temiz bir gezegene göç ederken biz bu eski dünyada kalabiliriz. E tabi herkes gidince tüm dünya bize kalır değil mi? Ama bu iyi bir şey olmaz bence, biz daha iyisine gidemediğimiz için çöpün içinde kalabiliriz. Akıllı olmak, programlı davranmak, kanıta dayalı pozitif bilimle yolumuza devam etmek zorundayız. Ancak böyle gelişebiliriz. Önümüze konmuş bir bombayı devre dışı bırakmak için hangi kablosunu keseceğimize bugünün teknolojik imkanlarında bilimle değil de feraset ile karar vermek akıl dışıdır. Feraset de önemlidir ancak her şey yerli yerince güzeldir.

Kısaca pozitif bilime sırtımızı dönmeye devam edersek, tembelliğimiz ile oluşan başarısızlıklarımızı da kaderimiz diye kamüfle etme alışkanlığımızı değiştirmezsek, cehaletten çıkamazsak çöpe dönmüş dünya bize ve diğer Müslümanlara; ha bir de Afrika halklarına kalacak. Artık ondan sonra bir dilim ekmek için birbirimize ne yaparız o cehaletle bilemiyorum.

Demem o ki; dostlar, Maraşlılar, vatandaşlar, yurttaşlar, dinleyin ey hemşerilerim; yeni fikirleri dinlerken 1. Anlatanın yaşı ve anlattığı fikir arasındaki ilişkiye dikkat edin. Belki yanınızdaki küçük çocuk sizden daha uzak görüşlü olabilir. Sizin düşleyebilme ve idrak kapasitenizi aştığı için komik buluyor olabilirsiniz. 2. Yeni fikirlere sırf siz öyle düşünmüyorsunuz diye karşı duruş sergilemeyin. Belki de doğru fikir karşındakinin anlattıkları arasındadır. 3. Pozitif bilime arkanızı dönerseniz; birey, işletme ve ülke olarak yok olmaya mahkum olursunuz.

Yorumlar (2)
Ahmet Sarpkaya 2 ay önce
Maalesef son yıllarda eğitim sistemi kısır bir döngü içinde ilerlemeye çalışıyor. Böyle giderse millet Ay'a giderken biz yaya kalacağız. Kaleminize sağlık
Herdemet 2 ay önce
Elinize kaleminize sağlık hocam
Günün Anketi Tümü
Kahramanmaraş'ta En Ulaşılabilir Belediye Başkanı Kimdir?
Kahramanmaraş'ta En Ulaşılabilir Belediye Başkanı Kimdir?
Günlük GazetelerTümü